Bilindiği üzere, bazı eşyanın ithalatında kayıt belgesi ibraz edilmesi zorunlu olup, söz konusu uygulama 10.05.2004 tarihli ve 2004/7304 sayılı İthalatta Gözetim Uygulanması Hakkında Karar hükümleri çerçevesinde yürütülmektedir. Bu kapsamda yayımlanan 2020/9 ve 2022/1 sayılı İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğler ile belirli eşya gruplarının kayda alınması öngörülmüştür.
Anılan düzenlemelerin amacı; ithalat eğilimlerinin izlenmesi, piyasa verilerinin sağlıklı şekilde oluşturulması, yerli üretimin izlenmesi ve dış ticaret politikalarının oluşturulmasına katkı sağlanması olup, kayıt belgesi uygulaması mahiyeti itibarıyla klasik anlamda bir ithalat izni niteliği taşımamaktadır.
Bununla birlikte uygulamada, kayıt belgesi düzenlenebilmesi amacıyla ithal eşyasına ilişkin beyan edilen kıymetin belirli seviyelere yükseltilmesi talep edilmekte ve bu suretle belirlenen kıymet, fiilen gözetim kıymeti niteliğinde uygulanmaktadır.
Oysa kayıt belgesi dışında yürütülen gözetim uygulamalarında, ilgili tebliğlerde eşyanın kilogram, adet veya benzeri ölçü birimi üzerinden ulaşması gereken asgari birim kıymet açıkça belirlenmekte olup, yükümlüler uygulanacak kıymeti önceden öngörebilmektedir.
Buna karşılık kayıt belgesi uygulamasında;
- beyan edilen kıymetin hangi yöntem ve hesaplama esasına göre artırıldığı,
- esas alınan referans birim fiyatların hangi veri tabanından veya piyasa göstergelerinden elde edildiği,
- aynı veya benzer nitelikteki eşya bakımından farklı kıymetlerin hangi objektif kriterlere göre belirlendiği,
- idarenin takdir yetkisinin sınırlarının ne olduğu,
hususlarında kamuoyuna açıklanmış herhangi bir düzenleme veya idari rehber bulunmamaktadır.
4458 sayılı Gümrük Kanunu uyarınca gümrük kıymetinin belirlenmesi belirli yöntemlere bağlanmış olup, idarenin işlem tesis ederken hukuki güvenlik, belirlilik, öngörülebilirlik, eşitlik ve objektiflik ilkelerine uygun hareket etmesi gerekmektedir.
Nitekim Anayasa’nın 2’nci maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesi, idari işlemlerin açık, öngörülebilir ve denetlenebilir olmasını zorunlu kılmaktadır. Hukuk güvenliği ilkesi ise kişilerin hangi işlem ve şartlarla karşılaşacağını önceden bilebilmesini, idarenin takdir yetkisinin objektif ölçütlere dayanmasını ve keyfiliğin önlenmesini gerektirir.
Bu çerçevede, kayıt belgesi düzenlenmesi sırasında beyan edilen kıymetin hangi kriterler esas alınarak artırıldığının mevzuatta veya kamuoyuna açık idari düzenlemelerde yer almaması; uygulamada farklı değerlendirmelere, öngörülemez sonuçlara ve yükümlüler bakımından hukuki belirsizliğe neden olmaktadır.
Bu itibarla;
- Kayıt belgesi düzenlenmesi sırasında uygulanan kıymet artırımının hukuki dayanağının ayrıntılı olarak açıklanması,
- Kıymet artırımında esas alınan hesaplama yöntemi, referans fiyatlar, veri kaynakları ve değerlendirme kriterlerinin kamuoyu ile paylaşılması,
- Aynı veya benzer nitelikteki eşya bakımından farklı kıymetlerin oluşmasına neden olan objektif kriterlerin açıklanması,
- Kayıt belgesine esas kıymet belirleme yönteminin yükümlüler tarafından önceden öngörülebilecek, şeffaf, denetlenebilir ve objektif esaslara bağlanması,
- Uygulama birliğinin sağlanması amacıyla konuya ilişkin açıklayıcı düzenleme veya genelge yayımlanması,
hususlarında Ticaret Bakanlığına yazılı olarak başvuruda bulunulmuş olup, konuya ilişkin Bakanlık tarafından verilecek cevap beklenmektedir.
Bilgilerinize sunarız.

